Ege’de Zamanı Durduran Bayram: Ayvalık ve Simlarda Deneyimi
Bayram tatilleri, şehrin koşturmacasından kaçıp nefes almak için her zaman en güzel fırsattır. Bu bayramda rotayı, taş sokaklarında kaybolmayı en sevdiğim, her köşesinden tarih ve deniz kokusu yükselen o özel yere çevirdim: Ayvalık.
Ege’nin bu köklü kasabası, sadece bir tatil beldesi değil; aynı zamanda geçmişle bugünün, maviyle yeşilin harika bir sentezi. Eğer siz de benim gibi Ayvalık’ın büyüsüne kapılmak istiyorsanız, konaklamadan bütçe dengelerine kadar bu bayram turundan heybeme kalanlar...
Konaklama Duraklarımız: Simlarda Aquapark Otel ve Fiyat Dengesi
Bu tatilde konaklama için tercihimiz doğanın içinde, zeytin ağaçlarıyla çevrili konseptiyle dikkat çeken Simlarda Aquapark Otel oldu. Genel hatlarıyla konuşmak gerekirse otel gayet güzeldi; çocuklu aileler için aquaparkı, yeşillikler içindeki ortamı ve genel atmosferi sınıftan geçer not alıyor.
Gelelim en çok merak edilen konaklama ve bütçe detaylarına:
Oda ve Kahvaltı: Biz günlük 12.000 TL ödeyerek oda-kahvaltı şeklinde konakladık. Şunu net olarak söylemeliyim; otelin sadece sabah kahvaltısı veriliyor olmasına rağmen kahvaltı gerçekten harikaydı. Çeşitlilik ve lezzet olarak ödediğimiz paraya değdiğini hissettirdi.
Akşam Yemekli Seçenek: Eğer otelde akşam yemeğini de dahil etmek isterseniz fiyat günlük 16.000 TL’ye çıkıyor. Yani iki kişi için akşam yemeği farkı 4.000 TL. Biz aradaki bu farkı otelde değerlendirmek yerine, akşam yemeklerini dışarıda yemeyi tercih ettik ki ne kadar doğru bir karar verdiğimizi dışarıya çıkınca anladık.
Çünkü tesis içi ekstra harcamalar ve otel barının fiyat politikası kelimenin tam anlamıyla cep yakıyor. Şöyle ki; 4 tost, 2 bira ve 2 cola için tam 3.200 TL gibi bir hesap ödedik. Hadi buna tatil yeri bütçesi dedik geçtik diyelim; peki ya 2 Türk kahvesine gelen 650 TL’lik adisyona ne demeli? İnsan ister istemez içinden derin bir "Neyse..." çekiyor.
Cunda Adası: Otelden Çok Daha Uygun ve Büyüleyici
Otelin bu yüksek ekstra fiyatlarından sonra kendimizi dışarıya, özellikle de Cunda (Alibey) Adası’na attığımızda adeta nefes aldık. İlginçtir ki, Türkiye'nin en popüler turizm noktalarından biri olmasına rağmen Cunda Adası, otelin içerisindeki işletmeye kıyasla çok daha uygun fiyatlı geldi. Ve işin gerçeği de tam olarak bu; dışarıda çok daha makul bütçelerle harika sofralar kurabiliyorsunuz.
Fiyat avantajının yanı sıra bölgenin atmosferi ve tarihi dokusu tek kelimeyle harika. Eski Rum evlerinin dizildiği taş sokaklarda yürümek adeta bir zaman yolculuğu gibi.
Tarihi Taş Kahve’de sakızlı Türk kahvesi eşliğinde günü selamlamak,
Aşıklar Tepesi’ne çıkıp Yel Değirmeni’nin yanından adayı izlemek,
Akşam saatlerinde ise sahil şeridindeki balıkçılarda Ege mezelerinin (özellikle kabak çiçeği dolması ve deniz börülcesi) tadını çok daha insani fiyatlara çıkarmak seyahatimizin en keyifli anlarıydı.
Macaron Mahallesi’nin Sakin Ruhu
Ayvalık merkezinde yer alan Macaron Mahallesi, eski adıyla Hayrettin Paşa Mahallesi, Ayvalık’ın gerçek ruhunu yansıtıyor. Rengarenk cumbalı evler, kapı önlerinde sohbet eden sıcakkanlı yerliler ve sokaklara taşan sardunyalar… Burada büyük şehirlerin o telaşlı bayram yoğunluğundan eser yoktu; sadece huzur ve samimiyet vardı.
Şeytan Sofrası’nda Gün Batımı Ritüeli
Ayvalık’a gelip de gün batımını Şeytan Sofrası’nda izlemeden dönmek olmazdı. Çam ormanlarının üzerinden süzülerek Ayvalık adalarını ayaklarınızın altına seren o manzara, kelimenin tam anlamıyla büyüleyici. Güneşin kızıllığı denize vururken, tüm yılın yorgunluğunun da o ışıklarla birlikte kaybolduğunu hissediyorsunuz.
Son Söz: Ayvalık’tan Geriye Kalanlar
Ayvalık, her gidişimde beni farklı bir yönüyle etkilemeyi başaran bir yer. Simlarda'nın harika kahvaltısı, otel barının ufak fiyat şokları ve buna inat Cunda Adası’nın hem çok daha uygun fiyatlı hem de buram buram tarih kokan o harika dokusu… Zıtlıklarla dolu ama bir o kadar keyifli geçen bu bayram turu, unutulmaz bir anı olarak ozgurmutlu.com’un dijital günlüğündeki yerini aldı.
Bir sonraki rotada, bütçe dostu ve bol keyifli yeni lezzet duraklarında görüşmek üzere!