Wikipedia

Arama sonuçları

TOPRAĞIN HAFIZASI


Bir İyiliğin Yolculuğu

  BÖLÜM 1: KÖKLER.        

Özgür, Bursa’nın dağ eteklerine kurulmuş küçük bir köyde dünyaya gelmişti. Sabahları horoz sesleriyle uyanan köy, gün doğmadan hayat bulurdu. İnce bir sis, tarlaların üzerinde süzülür; güneş yükseldikçe yerini sıcak bir aydınlığa bırakırdı.

Özgür, bu köyün en sessiz ama en dikkatli çocuklarından biriydi. Konuşmayı çok sevmezdi ama her şeyi gözlemlerdi. Babası Hasan Usta, köyün en güvenilir ustalarındandı. Yaptığı hiçbir işi yarım bırakmaz, “Eksik iş, eksik insanın işidir,” derdi.

Bir gün Özgür’ü yanına aldı ve yarım kalan bir duvarı gösterdi:

“Bak evlat,” dedi, “bu duvar neden eğri biliyor musun?”

Özgür başını salladı.

“Çünkü temeli aceleyle atılmış. İnsan da böyledir. Temelin sağlam değilse, hayat seni yıkar.”

O gün Özgür’ün içine ilk tohum ekilmişti.

BÖLÜM 2: İLK SINAV

Okul açıldığında köye yeni bir öğrenci geldi: Hasan. Şehirden gelmişti. Üstü başı düzgündü ama çekingenliği yüzünden diğer çocukların dikkatini çekmişti.

Bir gün teneffüste birkaç çocuk Hasan’ın çantasını sakladı. Çocuk çaresizce bakınırken diğerleri gülüyordu.

Özgür uzaktan izledi. İçinde bir çatışma vardı.

“Karışma,” dedi bir ses.

“Bu seni ilgilendirmez.”

Ama başka bir ses daha vardı:

“Bir haksızlık görüp susarsan, sen de o haksızlığın parçası olursun.”

Özgür derin bir nefes aldı ve yürüdü.

“Çantayı verin,” dedi.

Çocuklar güldü.

“Yoksa ne olur?”

Özgür korkuyordu ama geri adım atmadı.

“Yanlış yapıyorsunuz.”

Kısa bir tartışmanın ardından çanta yere atıldı. Hasan çantasını aldı.

“Teşekkür ederim,” dedi titreyen bir sesle.

Özgür sadece gülümsedi.

O gün bir şey değişmişti.

Özgür, korksa da doğru olanı yapmayı seçmişti.

BÖLÜM 3: DEDE

Sonbaharın serin bir günüydü. Yapraklar sararmış, rüzgâr köyün içinden ağır ağır geçiyordu. Özgür, mezarlığın yanından geçerken yaşlı bir adam gördü.

Adam bastonuna yaslanmıştı.

“Selamün aleyküm evlat,” dedi.

“Aleyküm selam,” dedi Özgür.

“Gel otur biraz,” dedi adam. “Hayat zaten hızlı. Sen acele etme.”

Özgür oturdu.

Adam konuşmaya başladı:

“İnsan, üç şeyle büyür: Sabır, şükür ve merhamet.”

“Peki en zor olan hangisi?” diye sordu Özgür.

Adam gülümsedi:

“Üçünü aynı anda taşımak.”

O günden sonra Özgür sık sık o yaşlı adamın yanına gitmeye başladı. Köyde herkes ona “Dede” diyordu.

Dede bir gün şöyle dedi:

“Evlat, iyilik yap ama karşılık bekleme. Çünkü gerçek iyilik, gizli olandır.”

BÖLÜM 4: AYRILIK

Yıllar geçti. Özgür liseyi kazandı ve Bursa merkeze gitmek zorunda kaldı.

Annesi onu uğurlarken gözleri doluydu:

“Oğlum,” dedi, “nerede olursan ol… kalbini kaybetme.”

Şehir bambaşkaydı. Kalabalık, gürültü ve yalnızlık…

İlk günlerde kimseyle konuşamadı. Ama en zor anı bir sınav günü oldu.

Bazı öğrenciler kopya çekiyordu. Birisi Özgür’e kağıt uzattı:

“Al, herkes yapıyor.”

Özgür kağıda baktı.

Kolaydı. Kimse anlamazdı.

Ama babasının sesi geldi aklına:

“Temeli sağlam olmayan yıkılır.”

Kağıdı geri itti.

Sınavdan düşük not aldı.

Ama o gün kendini kazandı.

BÖLÜM 5: PAYLAŞMAK

Üniversite yıllarında Özgür’ün en yakın arkadaşı Mehmet’ti. Bir gün Mehmet çaresizce konuştu:

“Okulu bırakacağım… param yok.”

Özgür o gece uyuyamadı.

Sabah bir karar verdi.

Bursunun yarısını gizlice Mehmet’in hesabına yatırdı.

Mehmet bunu öğrendiğinde şaşkındı:

“Bunu neden yaptın?”

Özgür gülümsedi:

“Çünkü bir insanı ayakta tutmak, bir binayı ayakta tutmaktan daha değerlidir.”

BÖLÜM 6: DÖNÜŞ

Yıllar geçti. Özgür başarılı bir mühendis oldu. Ama hiçbir zaman kibirlenmedi.

Bir gün köyüne döndü.

İlk işi mezarlığa gitmek oldu.

Dede’nin mezarını buldu.

Sessizce oturdu ve şöyle dedi:

“Sen bana yolu gösterdin. Şimdi ben de başkalarına göstermeye çalışıyorum.”

Rüzgâr hafifçe esti.

Sanki doğa onu onaylıyordu.

SON SÖZ

Özgür artık şunu çok iyi biliyordu:

İnsan, ne kadar yükselirse yükselsin…

Köklerind

en koparsa kurur.

Ve hayatta en büyük başarı:

İyi bir insan olarak kalabilmektir.



Merhaba, ben Özgür Mutlu.

Yazın dünyasına olan tutkumu, hayatın farklı alanlarındaki gözlemlerimle harmanlayarak kaleme aldığım eserlerle okuyucularımla buluşuyorum. Bir yazarşair ve entelektüel olarak, düşüncelerimi ve hislerimi dizelerle, derinlemesine makalelerle ve kurgusal dünyalarla ifade etmeyi seviyorum.

Hiç yorum yok