MİHENK TAŞI
Usta, kapını her çalana yürek verilmezmiş,
Öğrendim, sırtımda cam kırıklarıyla.
Biz ki dost dediğimizin önüne
Ömrümüzü bir tütün paketi gibi açık koyardık;
Hesapsız, kitapsız, saklamadan...
Meğer her gülen yüzün arkasında bir pusu,
Her "canım" lafının ardında bir kuyu varmış.
İnsan herkesi kendisi gibi mert sanırmış,
Karşısındaki haini bile kendi gibi dürüst bilirmiş.
Yüreğin temizse, dünyayı da temiz sanıyorsun işte...
Oysa bu kahpe çark öyle dönmüyor usta;
Sırtından vuran bıçağın kabzasında,
En çok güvendiğinin parmak izi çıkıyor.
Yüzüne karşı bahar bahçe olanlar,
Arkanı döndün mü kapkaranlık bir kışa dönüyor.
Sınayacaksın usta, her anında sınayacaksın!
Gerekirse en dar gününde, en zayıf anında
Bile bile düşeceksin ki
Kimin seni tuttuğunu, kimin arkasını döndüğünü göresin.
Çünkü fırtına kopmadan,
Kimin yanındaki çınar, kimin rüzgarla savrulan yaprak olduğu
Asla anlaşılmıyor.
Şimdi iyi niyetimizi sardık tütüne,
Bir sigara gibi yakıp savurduk rüzgara.
Gördük yüzleri, bildik niyetleri ve sustuk.
Bundan sonra eyvallahımız sadece içi dışı bir olana,
Gerisi... Gerisi arkamızdan konuşanların acizliğidir!
Şiir:Özgür mutlu