İnsan En Çok Güvendiği Yerden Yara Alır | Özgür Mutlu
Özgür Mutlu’nun kaleminden
24 Ekim 2026
İnsan neden en çok güvendiği yerden yara alır? Özgür Mutlu’dan kırılan güven, yalnızlık ve yeniden sevebilme cesareti üzerine şiirli bir makale.
İnsan: En Çok Güvendiği Yerden Yara Alır
Bir insana güvenmek, onun yanında sürekli kendini korumak zorunda hissetmemektir. Sözü tartmadan konuşabilmek, yorgunluğunu saklamamak, gerektiğinde başını omzuna bırakabilmektir. Bu yüzden güven kırıldığında, insanın içinde uzun süren bir şaşkınlık kalır. Bir zamanlar huzur bulduğu sesi duyunca neden incindiğini, eskiden rahatça açtığı kapının önünde neden duraksadığını anlamaya çalışır.
“İnsan” şiiri, o duraksamanın içinden doğuyor. Söyleyecek çok şeyi olduğu hâlde susan, kalabalıkların içinde kendine bir yakınlık arayan ve bütün kırgınlığıyla yaşamaya devam eden insanın hikâyesini taşıyor.
İnsan, en çok güvendiği yerden yara alır…
En derin yalnızlığı, kalabalıkların ortasında yaşar…
Ama yine de ayağa kalkar; çünkü yıkılmak, onun kaderi değil,
Daha güçlü bir hikâyeye hazırlıktır.
Kalabalık bir sofrada otururken de yalnız kalabilir insan. Sohbet sürer, birileri güler, kendisine bir soru sorulur. Cevap verir; fakat asıl anlatmak istediği cümleye bir türlü başlayamaz. İçindeki ağırlığı masanın üzerine bırakacak kadar güvende hissetmez. Eve dönerken gün boyunca söylediği sözlerden çok, söyleyemedikleri eşlik eder ona.
Böyle zamanlarda birinin çözüm bulmasını bile beklemez bazen. Sözünü kesmeden dinlemesini, yüzüne biraz dikkatle bakmasını ister. Yorgunluğunun fark edilmesi, içinde taşıdıklarını anlatabilmek için küçük bir cesaret verebilir.
En ağır kırgınlıklarını sessizliğinde saklar,
Söyleyemedikleri birikir, boğazında düğümlenir.
Bazen bir ömür omuz verdiği insanlar,
Onun yaslanacak bir yer aradığını görmez.
Hep güçlü görünen bir insanın yardım isteyişini duymak zor olabilir. Çünkü herkes onun bir yol bulacağına alışmıştır. Telefonu açacağına, yetişeceğine, bir yükün ucundan tutacağına inanılır. Oysa onun da anlatmaya nereden başlayacağını bilemediği günler vardır. Her zamanki gibi konuşması, sesinin ardındaki yorgunluğu ortadan kaldırmaz.
İnsan bazen kendisine verilen bu güçlü olma görevinden yorulur. Bir gün olsun açıklama yapmadan susabilmek, birinin yanında dağılabilmek ister. “Sen halledersin” sözünü duyduğunda söyleyemediği bir cümle kalır içinde: “Bu defa yanımda dur.”
Gecenin bir vaktinde kendisiyle kalır,
İçinde yarım kalmış konuşmalar uzar.
Bir zamanlar adını sevgiyle andıklarını
Şimdi canı yanmadan hatırlamayı bekler.
Gece uzadıkça eski bir konuşmanın ayrıntıları geri gelir. Söylenmiş bir söz, cevapsız bırakılmış bir soru, kapıdan çıkarken dönüp bakmayan biri… İnsan zihninde o anı yeniden kurar. Başka bir şey söyleseydi ne olacağını düşünür. Bazen karşısındakine anlatamadığını, yıllar sonra kendi kendine anlatır.
Hatırlamak da zamanla değişir. Bir gün aynı isim geçer bir konuşmada; insan yine duraksar, fakat o anı eskisi kadar uzun taşımaz. Hayatına başka seslerin, başka günlerin girdiğini fark eder. Geçmiş, bütün ağırlığıyla her gün aynı yerde beklememeye başlamıştır.
Yine de içinde bir yer sabaha inanır,
Kırılan güveninin başında uzun uzun bekler.
Bir gün, korksa da uzatır yeniden elini;
Sevmeye ayırdığı yeri korur kalbinde.
Yeniden birine yaklaşmak cesaret ister. İnsan artık incinebileceğini bilir. İçindeki tereddüde rağmen bir konuşmayı sürdürür, bir daveti kabul eder, birinin yanında biraz daha kendisi olur. Güven, küçük yakınlıklarla yeniden yer bulur hayatında.
Şiirde beni en çok düşündüren de insanın bu yanıdır: Yaşadıklarından sonra kalbinde hâlâ birine ayırabileceği yer bulması. Kırgınlığını bütün insanlara dağıtmamak için gösterdiği çaba, sessiz ve kıymetli bir emektir.
Ve gün gelir, ardında bıraktığı yola bakar;
Her adımda taşıdığı acıyı hatırlar.
Hikâyesinin en zor sayfasını çevirirken
Kendi elini, kendi cesaretini tanır.
İnsan geriye dönüp baktığında, o günleri nasıl geçirdiğine bazen kendisi de şaşırır. Sabah kalkmış, işine gitmiş, bir sofraya oturmuş, birinin derdini dinlemiştir. İçindeki yarım kalmış konuşmalar sürerken hayatına da yetişmeye çalışmıştır. Kimsenin bilmediği bütün o küçük çabaların kendisine ait olduğunu görür.
Ve bir gün, hikâyesini anlatırken yalnızca kendisini yaralayanlardan söz etmez. Yanında duranları, elini tutanları, kendi verdiği kararları da hatırlar. En zor sayfayı çeviren elin kendi eli olduğunu bilir.
İçindeki kırgınlıkla birlikte sevebilmiş, korkusuyla birlikte adım atabilmiştir. Şimdi önünde duran boş sayfaya bakarken, yazacak sözünün hâlâ olduğunu hisseder.
İNSAN
İnsan, en çok güvendiği yerden yara alır…
En derin yalnızlığı, kalabalıkların ortasında yaşar…
Ama yine de ayağa kalkar; çünkü yıkılmak, onun kaderi değil,
Daha güçlü bir hikâyeye hazırlıktır.
En ağır kırgınlıklarını sessizliğinde saklar,
Söyleyemedikleri birikir, boğazında düğümlenir.
Bazen bir ömür omuz verdiği insanlar,
Onun yaslanacak bir yer aradığını görmez.
Gecenin bir vaktinde kendisiyle kalır,
İçinde yarım kalmış konuşmalar uzar.
Bir zamanlar adını sevgiyle andıklarını
Şimdi canı yanmadan hatırlamayı bekler.
Yine de içinde bir yer sabaha inanır,
Kırılan güveninin başında uzun uzun bekler.
Bir gün, korksa da uzatır yeniden elini;
Sevmeye ayırdığı yeri korur kalbinde.
Ve gün gelir, ardında bıraktığı yola bakar;
Her adımda taşıdığı acıyı hatırlar.
Hikâyesinin en zor sayfasını çevirirken
Kendi elini, kendi cesaretini tanır.
Özgür Mutlu
Hiç yorum yok
Yorum Gönder