Peş Peşe Gemi Faciaları: Tesadüf mü, Sabotaj mı?
Özgür Mutlu’nun Kaleminden
Girne açıklarında yaşanan gemi faciasının acısı henüz dinmemişken bu kez Silivri açıklarından gelen haberle sarsıldık. İki Türk bayraklı gemi gecenin karanlığında çarpıştı; Tuğberk İmamoğlu adlı yük gemisi yalnızca 11 dakika içinde Marmara’nın derinliklerine gömüldü. Gemideki 10 denizciden hâlâ haber alınamıyor.
Elbette denizlerde kazalar yaşanabilir. İnsan hatası, teknik arıza, hava şartları veya haberleşme sorunları böylesine ağır sonuçlara yol açabilir. Ancak bu kadar büyük faciaların kısa aralıklarla meydana gelmesi, insanın aklına ister istemez aynı soruyu getiriyor:
Bütün bunlar gerçekten yalnızca birer tesadüf mü?
Bugün “sabotaj yapıldı” diyebilmek için kamuoyuna açıklanmış somut bir delil bulunmuyor. Delilsiz suçlama yapmak doğru değildir. Fakat şüphe duymak, soru sormak ve gerçeğin bütün yönleriyle araştırılmasını istemek de suç değildir.
Silivri’deki kazada gemilerin çarpışmadan önce telsizle görüştüğü belirtiliyor. Eğer birbirlerini gördülerse ve yaklaşan tehlikenin farkındalarsa çarpışma neden önlenemedi? Rotayı değiştirmesi gereken gemi hangisiydi? Seyir kayıtları, radar görüntüleri ve telsiz konuşmalarının tamamı neden kamuoyuyla paylaşılmıyor? Tuğberk İmamoğlu nasıl oldu da sadece 11 dakika içerisinde battı?
Bunlar cevapsız bırakılmaması gereken sorulardır.
Türkiye’nin çevresindeki denizler yalnızca ticaret yolları değildir. Enerji hatlarının, askerî hareketliliğin ve uluslararası güç mücadelesinin merkezinde bulunan stratejik alanlardır. Böyle bir coğrafyada meydana gelen her büyük deniz kazası sadece “seyir hatası” denilerek kapatılamaz. İhmal ihtimali de teknik arıza ihtimali de sabotaj şüphesi de aynı ciddiyetle araştırılmalıdır.
Çünkü devletlerin görevi yalnızca enkazı aramak değildir; faciaya giden yolu da aydınlatmaktır.
Kamuoyu söylenti değil, açık ve ikna edici cevaplar bekliyor. Gemilerin kara kutuları, radar kayıtları, bakım raporları, yük bilgileri ve telsiz konuşmaları bağımsız uzmanlar tarafından incelenmelidir. Soruşturmanın sonucu şeffaf biçimde açıklanmalıdır.
Belki sonunda bunun korkunç bir kaza olduğu anlaşılacak. Belki ağır bir ihmal ortaya çıkacak. Belki de bugün aklımıza getirmek istemediğimiz daha karanlık bir ihtimalle karşılaşacağız.
Ama gerçek ne olursa olsun üzeri örtülmemelidir.
Çünkü peş peşe yaşanan facialar karşısında susmak, yalnızca şüpheleri büyütür. On denizcinin ailesine ve bu ülkenin insanlarına kuru bir açıklama değil, bütün çıplaklığıyla gerçek borçluyuz.
Sormaya devam edeceğiz: Bu bir kaza mıydı, ağır bir ihmal miydi, yoksa ihtimaller arasına sabotaj da konulmalı mı?
Özgür Mutlu
---


Hiç yorum yok
Yorum Gönder