Popüler Yayınlar

31 Yıl Sonra Bosna: Katliam Bitti, Yarası Kapanmadı




BOSNA’NIN BİTMEYEN ÇIĞLIĞI: 31 YIL GEÇTİ, DRAM HÂLÂ BİTMEDİ

Yazan: Özgür Mutlu

Avrupa’nın ortasında bir ülke düşünün…

İnsanların isimlerinden, inançlarından, kimliklerinden dolayı evlerinden sürüldüğü; kadınların eşlerini, annelerin çocuklarını son kez gördüklerini bilmeden uğurladığı; binlerce insanın birkaç gün içinde öldürülüp toplu mezarlara gömüldüğü bir ülke.

O ülkenin adı Bosna-Hersek.

Ve yaşananların en karanlık adı Srebrenitsa.

Aradan 31 yıl geçti.

Takvimler bugün 4 Eylül 2026’yı gösteriyor. Fakat Bosna’nın toprağı hâlâ geçmişin ağırlığını taşıyor.

Birleşmiş Milletler’in “güvenli bölgesinde” ölüm

1992–1995 yılları arasındaki Bosna Savaşı’nda 100 binden fazla insan hayatını kaybetti, iki milyondan fazla insan yerinden edildi.

Srebrenitsa ise bu savaşın insanlık tarihine kazınmış en ağır sayfalarından biri oldu.



Birleşmiş Milletler tarafından “güvenli bölge” ilan edilen Srebrenitsa, Temmuz 1995’te Bosnalı Sırp kuvvetlerinin eline geçti.

Ardından Bosnalı Müslüman erkekler ve çocuklar ailelerinden ayrıldı.
Kamyonlara bindirildiler.
Depolara, okullara, tarlalara götürüldüler.
Ve sistematik biçimde öldürüldüler.
Birleşmiş Milletler kayıtlarına göre 8 binden fazla Boşnak erkek ve çocuk katledildi. On binlerce kadın, çocuk ve yaşlı ise zorla bölgeden çıkarıldı. Cesetlerin bir bölümü suçun izlerini gizlemek amacıyla daha sonra farklı toplu mezarlara taşındı.
Uluslararası Eski Yugoslavya Ceza Mahkemesi ve Uluslararası Adalet Divanı, Srebrenitsa’da yaşananların hukuken soykırım olduğuna hükmetti.
Dolayısıyla Srebrenitsa hakkında bugün artık tartışılması gereken şey, “Soykırım oldu mu?” sorusu değildir.
Mahkemelerin hükmü açıktır.
Asıl sorulması gereken şudur:
Dünya, gözlerinin önünde bunun gerçekleşmesine nasıl izin verdi?
İnsanlığı öldüren yalnızca kurşun değildi
Srebrenitsa’nın hikâyesi sadece Ratko Mladić’in askerlerinin sıktığı kurşunlardan ibaret değildir.
Bu hikâyede sessizlik vardır.
Gecikme vardır.
Diplomatik hesaplar vardır.
“Güvenli bölge” denilerek korunacağına inandırılmış insanların çaresizliği vardır.
İnsanlar yardım beklerken dünya seyretmiştir.
İşte Bosna’yı bugün bile unutulmaz kılan budur.
Bir katliam yalnızca silahı çekenlerin eseri değildir.
Bazen katliamın büyümesine, zamanında konuşmayanlar, müdahale etmeyenler ve insan hayatını siyasi hesapların gerisine atanlar da zemin hazırlar.


Ratko Mladić öldü, hüküm ölmedi
Tarihin garip bir tesadüfü gibi, Srebrenitsa katliamından 31 yıl sonra Bosnalı Sırp kuvvetlerinin eski komutanı Ratko Mladić 27 Ağustos 2026’da öldü.

Mladić, soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş hukukunun ihlali nedeniyle ömür boyu hapis cezası çekiyordu. Mahkûmiyeti 2021 yılında temyizde kesinleşmişti. Birleşmiş Milletler, ölümünün ardından yaptığı açıklamada bu yargı kararlarının kesin olduğunu ve ortaya konulan gerçeklerin tarihsel kaydın parçası olarak kalacağını yeniden vurguladı.

Bir insan ölür.
Ama işlenen suçun gerçeği ölmez.
Toplu mezarlardan çıkarılan kemikler konuşmaya devam eder.
Çocuğunun birkaç parça kemiğini yıllar sonra bulan bir annenin gözleri konuşmaya devam eder.
Srebrenitsa’nın beyaz mezar taşları konuşmaya devam eder. Ve bugün Bosna…
Bosna-Hersek bugün savaşta değil.
Ama savaşın bıraktığı siyasi yapı, toplumsal bölünmeler ve güvensizlik tamamen ortadan kalkmış da değil.

Ülke 4 Ekim 2026’da genel seçime gidiyor ve resmi seçim kampanyası bugün, 4 Eylül’de başlıyor.

Tam da bu süreçte Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın Bosna-Hersek Misyonu, 1 Eylül’de siyasi ve kamusal söylemde giderek artan kışkırtıcı dilin kamu güvenliğine ve demokratik katılıma zarar verebileceği uyarısında bulundu.

Bosna-Hersek Yüksek Temsilciliği de ülkenin genel güvenlik durumunu istikrarlı fakat kırılgan olarak değerlendiriyor ve geçmişten kalan siyasi anlaşmazlıkların devlet kurumlarının işleyişini zorlaştırmaya devam ettiğini belirtiyor.

Bu nedenle Bosna’nın dramı yalnızca mezarlıklarda değildir.

Siyasetin dilindedir.
Ayrışmada saklıdır.
Çocuklarına hâlâ savaşta kaybettiği babasının hikâyesini anlatan annelerdedir.

Kimliği yüzünden öldürülen insanların torunlarının, aynı ülkede yeniden birlikte yaşamaya çalışmasındadır.

Dayton silahları susturdu, hafızayı silemedi

1995’te imzalanan Dayton Barış Anlaşması savaşı durdurdu.

Bu küçümsenecek bir başarı değildir.
Çünkü silahlar sustu.
Fakat bir savaşın bitmesiyle insanların hafızasındaki savaş aynı gün sona ermiyor.
Srebrenitsa’nın annelerine bir barış anlaşması çocuklarını geri getirmedi.
Toplu mezardan çıkarılan kemiklerin başında bekleyen ailelere hiçbir diplomatik metin kaybettikleri yılları geri veremedi.
Bu nedenle gerçek barış yalnızca silahların susması değildir.
Gerçek barış; suçun adını doğru koyabilmek, kurbanları unutmamak ve çocuklara nefreti değil gerçeği öğretmektir.
Bosna bize ne anlatıyor?
Bosna aslında bütün dünyaya bir uyarıdır.
Nefret önce kelimelerle başlar.
Sonra insanlar “biz” ve “onlar” diye ayrılır.
Ardından komşular birbirine yabancılaştırılır.
Propaganda insanı insandan uzaklaştırır.
Bir süre sonra ayrımcılık sıradanlaşır.
Ve toplum buna alışırsa, dün birlikte kahve içen insanlar bir gün birbirlerinin düşmanı hâline getirilebilir.

Bosna’da yaşananların en ürkütücü taraflarından biri budur.

Çünkü Srebrenitsa başka bir gezegende yaşanmadı.

Avrupa’nın ortasında yaşandı.

Hem de İkinci Dünya Savaşı’nın ardından insanlığın defalarca söylediği o büyük sözden sonra:

“Bir daha asla.”
Ama oldu.
Bugün Bosna’ya bakarken…
Bugün 4 Eylül 2026.
Srebrenitsa’dan 31 yıl sonra Bosna-Hersek yeni bir seçime hazırlanıyor.
Yeni kuşaklar sokaklarda yürüyor.
Saraybosna’da kafeler doluyor.
Mostar Köprüsü’nün üzerinden insanlar geçiyor.

Hayat devam ediyor.
Ama hayatın devam etmesi geçmişin unutulduğu anlamına gelmemeli.
Çünkü unutulan her katliam, gelecekteki başka bir katliamın önündeki engellerden birini kaldırır.
Srebrenitsa’nın beyaz mezar taşlarına baktığımızda sadece ölüleri görmemeliyiz.
İnsanlığın nerede sustuğunu görmeliyiz.
Dünyanın nerede geç kaldığını görmeliyiz.
Ve en önemlisi:

Bir insanın dini, adı, dili veya kimliği yüzünden öldürülmesinin karşısında sessiz kalmanın nasıl bir felakete dönüşebileceğini görmeliyiz.
Bosna bize hâlâ aynı şeyi söylüyor:
Barış, unutmak değildir.
Barış, gerçeği kabul ederek bir daha yaşanmaması için mücadele etmektir.
Ve Srebrenitsa’nın sessiz mezarlarından yükselen o söz bugün hâlâ insanlığın kulağında olmalı:
Unutursak, yeniden yaşanabilir.

Özgür Mutlu
4 Eylül 2026

Hiç yorum yok