Popüler Yayınlar

Zamlardan Sonra Atı Bırak, Eşeğe Binme Vakti mi?

Yazar: Özgür Mutlu

Eskiden “at alan Üsküdar’ı geçti” derlerdi.

Şimdi atı alan geçemiyor kardeşim.

Çünkü atın yemi pahalı.

Eşeğin samanı pahalı.

Arabanın benzini pahalı.

Otobüs pahalı.

Taksi zaten uzaktan el sallıyor.

Bu gidişle vatandaşın önünde tek seçenek kalacak:

“Yürü be kardeşim, sağlık için iyidir.”

Ekonomi yönetiminin vatandaşa kazandırdığı en büyük alışkanlık, galiba istemeden spor oldu.

Sabah işe yürüyerek git.

Öğlen yemeği atla.

Akşam ışıkları erken kapat.

Hafta sonu evden çıkma.

Sonra da de ki:

“Bak, ne güzel tasarruf ettin.”

Tasarruf mu?

Kardeşim, millet tasarruf etmiyor.

Millet alamıyor.

Arabaya Binmek Lüks, Eşeğe Binmek Yatırım Oldu

Bir zamanlar vatandaş araba almak için para biriktirirdi.

Şimdi arabası olan, “Acaba bugün çalıştırsam mı?” diye düşünüyor.

Kontak çevirmek neredeyse ekonomik karar hâline geldi.

Motoru çalıştırmadan önce aile toplantısı yapılacak yakında:

— Hanım, markete arabayla mı gidelim?

— Kaç kilometre?

— Üç.

— Yürü.

— Ama poşetler ağır.

— O zaman eşek alalım.

İşte Türkiye ekonomisinin yeni ulaşım vizyonu:

At pahalı, araba pahalı; eşek hâlâ nispeten ekonomik.

Gerçi bu yazıyı ekonomi yönetimi okursa eşeğe de ÖTV gelir mi, ondan korkuyorum.

“Binek hayvanları özel tüketim kapsamına alınmıştır.”

Şaşırır mıyız?

Ben şahsen şaşırmam.

Vatandaşın Yeni Lüksü: Depoyu Doldurmak

Eskiden lüks denince villa, yat, pahalı otomobil akla gelirdi.

Şimdi benzin istasyonunda:

“Full depo.”

diyebilen adamın etrafına dönüp bakıyoruz.

Kim bu zengin?

Ne iş yapıyor?

Miras mı kaldı?

Kripto mu tuttu?

Çünkü pompacıya “fulle” demek artık ekonomik özgüven göstergesi.

Vatandaş pompaya yanaşıyor:

— 500 liralık koy.

Pompacı:

— Abi ibre oynamadı.

— Oynamasın, maksat gönlü olsun.

Markete Girerken Cesaret, Kasaya Giderken Dua

Markete girmek de ayrı bir macera.

Sepete bir şey atıyorsun, geri bırakıyorsun.

Başka bir şey alıyorsun, fiyatına bakıp onu da bırakıyorsun.

Bir süre sonra marketin içinde alışveriş değil, eşya gezdiriyorsun.

Domatesi eline alıyorsun:

“Sen geçen hafta böyle değildin.”

Peynire bakıyorsun:

“Senin neyin değişti?”

Yumurtaya bakıyorsun:

“Sen tavuktan mı çıktın, borsadan mı?”

Kasaya geldiğinde ise insanın zihninde tek soru:

Kart geçecek mi?

Ekonomide Yeni Ölçü Birimi: “Alabiliyor musun?”

Bize yıllardır türlü rakamlar anlatılıyor.

Oranlar, yüzdeler, grafikler, hedefler…

Vatandaşın ekonomisi ise çok daha basit.

Markete girince alabiliyor musun?

Depoyu doldurabiliyor musun?

Kiranı ödüyor musun?

Çocuğunun ihtiyacını karşılayabiliyor musun?

Ayın sonunu borç almadan görebiliyor musun?

Ekonominin vatandaş için gerçek grafiği budur.

Gerisi televizyon ekranında güzel durabilir.

Ama mutfakta grafik yenmiyor.

Yakında Ulaşım Bakanlığı Değil, Ahır Bakanlığı Lazım

Bu zam temposu devam ederse belediyeler yakında otopark değil, ahır yapmaya başlayabilir.

“Eşek Park İstanbul.”

İlk 15 dakika ücretsiz.

Sonrası saman tarifesine göre.

Navigasyon da şöyle diyecek:

“300 metre sonra sağa dönün. Yokuş başladığı için eşekten inip yürüyünüz.”

Şaka yapıyoruz ama insan bazen düşünüyor:

Teknoloji ilerliyor, dünya elektrikli otomobili konuşuyor, yapay zekâyı konuşuyor, uzayı konuşuyor…

Biz hâlâ:

“Bu ay arabayı kaç gün kullanmasak?”

hesabı yapıyoruz.

Atı Bıraktık, Eşeğe Binme Vakti

Eskiden insan daha iyi bir hayatın hayalini kurardı.

Şimdi mevcut hayatını korumaya çalışıyor.

Bir üst modele geçmek değil mesele.

Mevcut arabayı çalıştırabilmek mesele.

Daha büyük eve çıkmak değil.

Kirayı zamanında verebilmek mesele.

Dışarıda güzel yemek yemek değil.

Evde tencerenin kaynaması mesele.

O yüzden bu köşeden ekonomi yönetimine küçük bir önerimiz olsun:

Vatandaşa yeni ulaşım kampanyası başlatın.

“Arabayı bırak, eşeğe bin.”

Yakıt derdi yok.

Trafik cezası yok.

Motorlu taşıtlar vergisi yok.

Muayene yok.

Üstelik korna yerine anırıyor.

Ekonomik şartlara da uyumlu.

Yalnız dikkat edin…

Bu ülkede eşeğe talep artarsa ertesi sabah onun da fiyatı üç katına çıkabilir.

Sonra ne yapacağız?

Onu da bilmiyorum.

Herhâlde yürürüz.

Ne de olsa ekonomi yönetiminin vatandaş için hazırladığı son model ulaşım aracı hâlâ bedava:

İki ayak.

Hiç yorum yok