Popüler Yayınlar

Bir Yavşağın Hikâyesi: Menfaati Bitince Maskesi Düşenler



Bazı insanlar kötü değildir.

Kötülük, onların yanında neredeyse masum kalır.

Çünkü kötü insan en azından ne olduğunu belli eder.

Ama yavşak öyle değildir.

Yüzüne güler.

Omzuna dokunur.

“Abi”, “kardeşim”, “dostum” der.

Seninle aynı masaya oturur.

Ekmeğini yer.

Çayını içer.

İşine düşünce seni göklere çıkarır.

Sonra menfaati biter.

İşte o an gerçek yüzü ortaya çıkar.

Özgür Mutlu’nun kaleminden

Yavşaklık bir karakter biçimidir

Yavşaklık sadece küfürlük bir kelime değildir.

Bazen bir karakter tarifidir.

Söz verip sözünde durmamaktır.

İşine geldiğinde dost olup zor günde ortadan kaybolmaktır.

Borç alırken mahcup, ödeme günü geldiğinde kabadayı kesilmektir.

Senden yardım isterken boynunu büküp işi bitince seni tanımamaktır.

Arkandan konuşup yüzüne “canım kardeşim” demektir.

Yüzüne başka, başkasına başka konuşmaktır.

Kısacası yavşaklık, insanın omurgasını menfaatine göre eğmesidir.

İlk gün çok düzgündür

Bu tipleri ilk tanıdığında dersin ki:

“Ne düzgün adam.”

Konuşması iyidir.

Herkesi tanır.

Her işi çözer.

Her konuda fikri vardır.

Her ortamda sözü geçer.

Herkesle samimidir.

Ama dikkat edersen hayatındaki ilişkilerin çoğu menfaat üzerinedir.

Kimden ne alırım?

Kime ne kadar yaklaşmalıyım?

Kim işime yarar?

Kimi kullanabilirim?

Onun hayatındaki insanların çoğu dost değil, araçtır.

İşi bitince kenara bırakacağı araçlar.

En büyük silahı mağdur rolüdür

Yavşağın en güçlü tarafı utanmazlığı değildir.

Mağdur rolünü çok iyi oynamasıdır.

Paranı ödemez.

Kendisi mağdur olur.

Sana kazık atar.

Kendisi mağdur olur.

Sözünü tutmaz.

Yine kendisi mağdur olur.

Sonra sana öyle bir hikâye anlatır ki bir an suçlu senmişsin gibi hissedersin.

“Ben sana verecektim ama sen böyle yaptın.”

“Sen sabretmedin.”

“Sen beni yanlış anladın.”

“Ben aslında sana iyilik yapacaktım.”

Bu cümleleri iyi dinleyin.

Çünkü karaktersiz insanın en sevdiği şey, yaptığı rezilliğin sorumluluğunu karşısındakine yüklemektir.

Borç alırken başka, öderken başka

Bir insana en çok para meselesinde bakacaksın.

Borç isterken:

“Abi iki güne veririm.”

“Haftaya kapatırım.”

“Sen beni biliyorsun.”

“Ben kimsenin hakkını yemem.”

Sonra gün gelir.

Telefonlara cevap vermez.

Mesajlara bakmaz.

Bahane üretir.

Biraz sıkıştırırsın.

Bu kez kabalaşmaya başlar.

Çünkü yavşak karakterin garip bir özelliği vardır:

Borcu kendisi alır ama utanması gereken kişi senmişsin gibi davranır.

Senden para isterken mahcup olan adam, sen paranı isteyince sana efelenir.

İşte insanın ayarı burada belli olur.

Karakteri parayla satın alamazsın

Bir insanın cebinde milyonlar olabilir.

Ama karakteri beş para etmeyebilir.

Lüks arabaya biner.

Pahalı saat takar.

Masada hesabı öder.

Herkes onu “adam” sanır.

Ama adamlık parayla ölçülmez.

Adamlık verdiğin sözde belli olur.

Adamlık emanet karşısında belli olur.

Adamlık kimsenin görmediği yerde belli olur.

Adamlık eline fırsat geçtiğinde karşındakini ezip ezmediğinle belli olur.

Bir insanın karakterini görmek istiyorsan ona güç ver.

Para ver.

Yetki ver.

Sır ver.

İşte o zaman gerçek kişiliği ortaya çıkar.

Yüzüne güler, arkadan kuyunu kazar

Yavşağın ön yüzü farklıdır.

Arka yüzü farklı.

Senin yanında başkasını kötüler.

Başkasının yanında seni kötüler.

Çünkü onun sadakati kişilere değil, çıkara bağlıdır.

Bugün sen güçlüsün.

Senin yanındadır.

Yarın başkası güçlü olur.

Seni ilk satan yine o olur.

Sonra çıkar karşına:

“Abi yanlış anlama…”

İşte insanın midesini bulandıran cümle genelde bununla başlar.

Dostluk onun için yatırım aracıdır

Bazı insanlar dostluk kurmaz.

Yatırım yapar.

Sana yaklaşırken kafasında hesap vardır.

“Bunun bana ne faydası olur?”

Telefonunu kaydeder.

Senin çevreni öğrenir.

Kimleri tanıdığını sorar.

İşini araştırır.

Sonra sana yakınlık kurar.

Sen bunu dostluk sanırsın.

O ise gelecekte kullanacağı bir kapı olarak görür.

Kapı işe yaradığı sürece sana “kardeşim” der.

Kapı kapanınca selamı keser.

Yalanı öyle rahat söyler ki bir süre sonra kendisi de inanır

Karaktersiz insanın bir özelliği daha vardır.

Çok yalan söylediği için hangi yalanı kime söylediğini unutmaya başlar.

Bugün söylediğini yarın inkâr eder.

Dün yaptığı konuşmayı hiç yapmamış gibi davranır.

Belgeler çıkar.

Mesajlar çıkar.

Şahitler çıkar.

Yine utanmaz.

Çünkü utanma duygusu olan insan zaten bu noktaya kolay kolay gelmez.

En tehlikelisi akıllı olanıdır

Aptal yavşak kendini çabuk belli eder.

Tehlikeli olan akıllı yavşaktır.

Kelime seçer.

Rolünü iyi oynar.

İnsan psikolojisini bilir.

Kime nasıl yaklaşacağını hesaplar.

Bazen yıllarca maskesini düşürmez.

Ama bir gün menfaati ile senin hakkın karşı karşıya gelir.

İşte o gün maske düşer.

Çünkü karakter uzun süre saklanabilir.

Ama çıkar çatışmasında mutlaka ortaya çıkar.

İnsanları kullanıp sonra çöpe atarlar

Onların hayatında insan değeri yoktur.

İşlevi vardır.

Birisi para sağlar.

Birisi bağlantı sağlar.

Birisi iş sağlar.

Birisi itibar sağlar.

Birisi zor günde destek olur.

Sonra gün gelir bunların hiçbirine ihtiyacı kalmaz.

Bir anda değişir.

Ama bilmez ki hayat uzun.

Bugün yukarıda olan yarın aşağı iner.

Bugün kapısını çaldığın insan, yarın senin kapını çalacağın kişi olabilir.

İşte karakterli insan bunu bildiği için değil, insan olduğu için kimseyi kullanmaz.

İnsan olmak zor değil

Aslında mesele çok basit.

Borç aldıysan öde.

Söz verdiysen tut.

Dostsan arkadan konuşma.

Yapamayacağın şeyi vaat etme.

Birinin ekmeğini yediysen ona ihanet etme.

Birinin zor gününde yanında olduysan bunu başına kakma.

Birisi sana iyilik yaptıysa unutma.

Bütün mesele bu.

Ama ne yazık ki bazıları için bunlar çok ağır geliyor.

Çünkü omurga taşımak kolay değildir.

Bir gün herkes gerçek yüzünü görür

Bu tip insanlar bazen uzun süre kazanır gibi görünür.

Herkesi kullanır.

Birinden para.

Birinden iş.

Birinden çevre.

Birinden itibar.

Bir süre boyunca sistemi çok iyi yürütür.

Ama zamanla herkes aynı hikâyeyi yaşamaya başlar.

Biri der:

“Bana da aynısını yaptı.”

Diğeri der:

“Ben de yaşadım.”

Bir başkası:

“Ben önceden uyarmıştım.”

Sonra taşlar birleşir.

Maskesi düşer.

İşte yavşağın en büyük korkusu da budur:

İnsanların birbirleriyle konuşması.

Çünkü yalancının en büyük düşmanı hafızadır.

Son söz

Hayatta herkes hata yapar.

İnsan borçlanabilir.

İşi bozulabilir.

Sözünü zamanında yerine getiremeyebilir.

Bunlar başka şeydir.

Ama dürüst insan çıkar ve der ki:

“Ben hata yaptım.”

“Borçluyum.”

“Ödeyeceğim.”

“Özür dilerim.”

Karaktersiz insan ise suçu sana atar.

Kendini mağdur yapar.

Seni suçlu ilan eder.

Sonra da hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam eder.

İşte ikisinin arasındaki fark budur.

Biri hata yapmıştır.

Diğeri ise karakterini göstermiştir.

Ve bazı insanlar için söylenecek çok uzun cümlelere gerek yoktur.

İnsan bazen bir kişiyi yıllarca tanır.

Sonra tek bir olay olur.

Her şeyi anlarsın.

Ve içinden yalnızca şu geçer:

“Demek sen buymuşsun.”

İşte bir yavşağın hikâyesi böyle başlar.

Ve genellikle aynı şekilde biter:

Etrafında kullandığı insanlar azalır, yalnızlığı çoğalır.

Çünkü para yeniden kazanılır.

İş yeniden kurulur.

Kapılar yeniden açılır.

Ama bir insan adını ve karakterini kaybettiğinde...

Onu satın alacak para henüz basılmadı.

Yazar: Özgür Mutlu

Hiç yorum yok