Şeytanın Şerrinden Korunmak İstiyorsan, Şeytanın Yanında Gezme
Özgür Mutlu’nun kaleminden
İnsan çoğu zaman kötülüğün kendisine dokunmayacağını düşünür. Yanlışın içinde bulunup doğru kalabileceğine, kötü niyetli insanların arasında dolaşıp onların karanlığından etkilenmeyeceğine inanır. Oysa hayat bize defalarca gösterir ki insan yalnız yaptığı şeylerle değil, yanında durduğu insanlarla da tanınır.
“Şeytanın şerrinden korunmak istiyorsan, şeytanın yanında gezme.” sözü tam da bunu anlatır.
Buradaki şeytan yalnızca dini bir kavram değildir. Bazen şeytan; yalan söyleyen bir insandır, bazen dost görünümündeki bir çıkarcı, bazen haksızlık karşısında susmayı öğütleyen biridir. Bazen de insanın kendi içinde büyüttüğü hırs, kibir, öfke ve menfaattir.
Kötülük çoğu zaman kapıyı tekmeleyerek girmez hayatımıza. Önce kendisini sıradanlaştırır. Bir yalana göz yumarsın. Sonra başka bir yanlışı görmezden gelirsin. Ardından “Bana ne?” dersin. Bir süre sonra karşı çıktığın davranışların tam ortasında bulursun kendini.
Çünkü kötülüğün en büyük başarısı, insanı bir anda kötü yapmak değildir. Kötülüğe alıştırmaktır.
İnsan, Yanında Yürüdüğüne Benzemeye Başlar
Dostluk yalnızca birlikte çay içmek, sohbet etmek veya aynı masaya oturmak değildir. İnsan farkında olmadan çevresindeki insanların dilini, düşüncesini, davranışını ve hatta vicdan ölçüsünü taşımaya başlar.
Sürekli yalancıların arasında bulunan kişi, bir süre sonra yalanı olağan görür.
Haksızlık yapanların yanında duran, zamanla haksızlığa sessiz kalmayı öğrenir.
İnsanları çıkarına göre kullananlarla yürüyen kişi, gün gelir kendisinin de bir çıkar hesabının parçası olduğunu fark eder.
Bu nedenle insanın hayatındaki en önemli tercihlerden biri, kimin yanında duracağıdır.
Herkesle konuşabilirsiniz. Herkese insan olarak saygı gösterebilirsiniz. Ama herkesle yol yürümek zorunda değilsiniz.
Çünkü bazı yolların sonu bellidir.
Kötülüğe Sessiz Kalmak da Bir Tercihtir
Toplumların en büyük sorunlarından biri yalnızca kötülük yapan insanlar değildir. Kötülüğün yanında durup susanlardır.
Bir insan haksızlık yaparken yanında bulunuyor, onun yaptıklarını biliyor ve buna rağmen hiçbir şey söylemiyorsanız, dışarıdan bakan biri sizin hangi tarafta olduğunuzu nasıl anlayacak?
Bazen insan şöyle der:
“Ben yapmadım.”
Belki yapmadın.
Ama yapılırken oradaydın.
Belki kimsenin hakkını yemedin ama hakkı yenilen insanın karşısında sessiz kaldın. Belki yalan söylemedin fakat söylenen yalanın doğruymuş gibi yayılmasına engel olmadın.
Vicdan yalnızca insanın kendi ellerini temiz tutması değildir. Gerektiğinde kirli ellere “dur” diyebilmesidir.
Dost Görünen Herkes Dost Değildir
Hayatın belki de en ağır derslerinden biri budur.
İnsan açık düşmanından çoğu zaman korunabilir. Çünkü karşısındakinin niyetini bilir. Asıl tehlike, dost görünümünde yaklaşanlardır.
Yüzünüze gülen herkes sizin iyiliğinizi istemez.
Her sofraya oturan dost değildir.
Her “kardeşim” diyen kardeş çıkmaz.
Bazı insanlar sizi sevdikleri için değil, sizden faydalanabildikleri sürece yanınızda bulunurlar. İşleri bittiğinde karakterleri ortaya çıkar.
İşte tam burada insan kendisine şu soruyu sormalıdır:
Ben kimlerle yürüyorum?
Çünkü yanlış insanlarla uzun süre yürürseniz, günün birinde onların yaptıklarının hesabını siz vermeseniz bile gölgesi üzerinize düşebilir.
Mesafe Bazen Korkaklık Değil, Akıldır
Bazıları kötü insanlardan uzaklaşmayı korkaklık sayar.
Oysa her kavgaya girmemek korkmak değildir.
Her tartışmaya cevap vermemek zayıflık değildir.
Her yanlış insanı düzeltmeye çalışmamak da vicdansızlık değildir.
Bazı insanlardan uzak durmak, insanın kendisine gösterebileceği en büyük saygıdır.
Çünkü insan herkesi değiştiremez.
Ama kimin yanında duracağını seçebilir.
Kimi hayatına alacağını, kimi hayatının dışında bırakacağını belirleyebilir.
Ve bazen insanın huzurunu korumasının tek yolu, yanlış kapıları tamamen kapatmaktır.
Asıl Mücadele İnsanın Kendi İçindedir
Ancak meseleyi yalnız başkalarında aramak da doğru değildir.
Her insanın içinde iyilik kadar kötülüğe açılan bir kapı da vardır.
Kibir…
Öfke…
İntikam…
Para hırsı…
Makam tutkusu…
Kıskançlık…
Bunların hepsi insanın içindeki karanlığı besleyebilir.
Bu nedenle “şeytanın yanında gezme” sözü yalnızca kötü insanlardan uzak durmak anlamına gelmez. İnsan bazen kendi içindeki şeytandan da uzaklaşmalıdır.
Öfkeliyken susmayı bilmelidir.
Gücü eline geçirdiğinde adil kalmalıdır.
Parası olduğunda insanlığını unutmamalıdır.
Kendisine kötülük yapıldığında, aynı kötülüğü başkasına yaparak hesap kapatmaya çalışmamalıdır.
Çünkü insanın gerçek karakteri güçsüzken değil, güç eline geçtiğinde ortaya çıkar.
Son Söz
Hayatta kim olduğun kadar, kimin yanında durduğun da önemlidir.
Yanlışın yanında durup doğruluktan söz etmek kolaydır. Kötülüğün sofrasında oturup vicdandan bahsetmek de kolaydır.
Zor olan, gerektiğinde masadan kalkabilmektir.
Zor olan, menfaatine dokunsa bile yanlışa “yanlış” diyebilmektir.
Zor olan, yalnız kalacağını bilsen bile kötülüğün yanında yürümemektir.
Çünkü bazı insanlardan uzak durmak bir kayıp değildir.
Bazen kurtuluştur.
Ve unutulmaması gereken söz belki de şudur:
Şeytanın şerrinden korunmak istiyorsan, şeytanın yanında gezme.
Çünkü karanlığın içinde uzun süre yürüyen insanın üzerine, istemese de o karanlığın gölgesi düşer.
Özgür Mutlu
Hiç yorum yok
Yorum Gönder