Popüler Yayınlar

Suriye’yi Bölme Planı: ABD, İsrail ve Terör Koridorunun Perde Arkası

Suriye’yi Bölemediler, Şimdi Başka Kapıları Zorluyorlar

Ortadoğu’da savaşlar çoğu zaman meydanlarda başlamaz. Önce haritalar açılır, cetveller masaya konur, halklar birbirine düşman edilir. Sonra silahlar konuşur; petrol kuyuları, sınır kapıları ve şehirler paylaşılır.

Suriye’de yıllardır oynanan oyun da budur.

Bir ülkenin ordusu dağıtıldı, şehirleri yakıldı, milyonlarca insan yerinden edildi. Terör örgütleri sahaya sürüldü, farklı devletler “güvenlik” bahanesiyle Suriye topraklarına yerleşti. Herkes kendi taşeronunu besledi; bedeli ise Suriyeli çocuklar ve bölge halkları ödedi.

Plan açıktı: Kuzeyde ayrı bir yapı, güneyde dış destekli başka bir nüfuz alanı, ortada güçsüz bir Şam yönetimi… Petrolü, doğal gazı, su kaynakları ve sınır kapıları başkalarının kontrolüne bırakılmış, adı devlet olan fakat iradesi olmayan parçalanmış bir Suriye!

Terör Koridoru Planı Duvara Çarptı

ABD’nin yıllarca desteklediği SDG’nin ana omurgasını YPG oluşturdu. Türkiye ise YPG’yi PKK’nın Suriye kolu olarak kabul etti ve sınırında bir terör yapılanmasına izin vermeyeceğini defalarca açıkladı.

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Mesele Kürt halkı değildir. Kürtler de Araplar, Türkmenler ve diğer topluluklar gibi bu coğrafyanın asli unsurudur. Mesele, bir halkın adını kullanarak silahlı ve dışa bağımlı bir yapı kurmaya çalışan örgütlerdir.

2026’da yaşanan gelişmeler, kuzeydoğudaki ayrılıkçı yapılanma açısından önemli bir kırılma oluşturdu. SDG, bağımsız askerî varlığına son verdiğini ve Suriye ordusuna katıldığını açıkladı. Daha önce kontrol ettiği sınır kapılarıyla petrol ve doğal gaz sahalarının merkezi yönetime devredilmesini içeren bütünleşme süreci, Suriye’nin parçalanmasına karşı önemli bir adım oldu.

Fakat kimse oyunun tamamen bittiğini sanmasın.

Emperyalizm bir kapı kapanınca öteki kapıya yönelir. Kuzeyde kuramadığı düzeni güneyde, mezhep ve etnik kimlikler üzerinden kurmaya çalışabilir.

Güneyde İsrail Gölgesi

Suriye’nin kuzeydoğusunda merkezi yönetimin kontrolü güçlenirken güneydeki Süveyda ve Kuneytra hattı yeni bir baskı alanına dönüştü. İsrail’in askerî operasyonları, kara girişleri ve bölgede kurduğu askerî altyapı uluslararası kuruluşların raporlarına kadar girdi.

Birleşmiş Milletler Suriye Araştırma Komisyonu, İsrail’in bazı uygulamalarının savaş suçu oluşturabileceğini belirtti; İsrail ise toprak kazanma hedefi bulunmadığını ve faaliyetlerinin geçici güvenlik tedbirleri olduğunu savundu.

Peki, Ortadoğu’da hangi işgal “geçiciyiz” denilerek başlamadı?

Önce güvenlik bölgesi denir. Ardından askerî nokta kurulur. Sonra yerel unsurlar silahlandırılır. En sonunda fiilî sınırlar çizilerek dünya bu oldubittiye alıştırılır.

Filistin’de yıllardır kullanılan yöntem bugün Suriye’nin güneyinde yeniden denenmek isteniyorsa buna yalnızca Şam değil, bütün bölge ülkeleri karşı çıkmalıdır.

Kürt’ü Arap’a, Dürzi’yi Sünni’ye Kırdırma Oyunu

Suriye’yi parçalamak isteyenlerin en güçlü silahı uçakları değil, halkların arasına yerleştirdikleri düşmanlıktır.

Kürt’e “Seni Araplardan koruyacağım”, Dürzi’ye “Seni Şam’dan koruyacağım”, Arap’a “Ülken elinden alınıyor” deniliyor. Her topluluğa başka bir korku satılıyor. Sonra bu korkular silaha, silahlar çatışmaya, çatışmalar da işgale dönüştürülüyor.

Oysa Suriye’nin kurtuluşu herhangi bir etnik veya mezhepsel grubun ezilmesinden geçmez. Çözüm; bütün toplulukların eşit yurttaşlık temelinde güvence altına alındığı, hiçbir silahlı yapının devletten üstün olmadığı ve ülkenin kaynaklarının Suriye halkına ait olduğu bir düzendir.

Baskıyla sağlanan birlik kalıcı olmaz. Ancak dış güçlerin himayesinde kurulan sözde özerklik de özgürlük değildir. Bir halkın özgürlüğü Washington’un silahına, Tel Aviv’in hesabına veya başka bir başkentin iznine bağlanıyorsa orada bağımsızlıktan söz edilemez.

Türkiye Bu Oyunun Seyircisi Olamaz

Suriye’nin bölünmesi Türkiye için yalnızca dış politika meselesi değildir. Sınır güvenliğinden terör tehdidine, göçten ticarete kadar doğrudan millî güvenlik meselesidir.

Suriye’de açılacak her ayrılıkçı hat, yarın Türkiye’nin önüne yeni bir tehdit olarak çıkarılır. Bu nedenle Ankara’nın savunması gereken temel ilke açıktır: Tek devlet, tek ordu ve bütünlüğü korunmuş bir Suriye.

Fakat bu destek koşulsuz olmamalıdır. Yeni Suriye yönetimi bütün halkların can ve mal güvenliğini sağlamalı; Kürt, Türkmen, Arap, Dürzi, Alevi veya Hristiyan ayrımı yapmadan adaletli bir devlet kurmalıdır. Çünkü adaletin olmadığı yerde dış müdahale kendisine kolayca bahane bulur.

Suriye Suriye Halkınındır

Amerika’nın demokrasi diyerek girdiği ülkelerde geriye bıraktığı manzara ortadadır. İsrail’in güvenlik diyerek genişlettiği alanların sınırı hâlâ belli değildir. Rusya’nın, İran’ın ve diğer güçlerin Suriye’de attığı her adım da kendi çıkar hesabından bağımsız değildir.

Hiçbir yabancı devlet Suriye halkını, Suriye halkından daha fazla düşünmez.

Bugün kuzeydoğudaki silahlı yapının merkezi orduya katılması, bölünme planına vurulmuş önemli bir darbedir. Ancak güneydeki gelişmeler, oyunun yalnızca yön değiştirdiğini gösteriyor.

Suriye’yi mezhep mezhep, şehir şehir ve aşiret aşiret bölmek isteyenlere verilecek cevap nettir:

Bu coğrafya sizin deney tahtanız, halkları da satranç taşınız değildir.

Haritaları masada çizenler bilsin ki dökülen kan onların mürekkebi değildir. Her çizginin altında bir annenin feryadı, bir çocuğun mezarı ve yurdundan koparılan milyonların acısı vardır.

Suriye’nin petrolü de sınırları da geleceği de Suriye halkına aittir. Bölge ülkeleri birbirinin toprağında hesap yapmak yerine ortak güvenliği ve barışı savunmadıkça emperyalistlerin cetveli masadan kalkmayacaktır.

Suriye bölünürse kazanan hiçbir bölge halkı olmayacak; kazanan yalnızca silah tüccarları, işgalciler ve onların yerli taşeronları olacaktır.

Yazar: Özgür Mutlu

Kaynaklar

- "Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı – Suriye’de açıklanan ateşkes ve tam entegrasyon anlaşması" (https://www.mfa.gov.tr/no_-9_-suriye-de-aciklanan-ateskes-ve-tam-entegrasyon-anlasmasi-hk.tr.mfa)
- "Reuters – SDG’nin Suriye ordusuyla bütünleşme süreci" (https://www.reuters.com/world/middle-east/syrias-kurdish-led-sdf-dissolves-part-integration-with-damascus-2026-08-25/)
- "Reuters – BM Komisyonunun İsrail’in Suriye’deki faaliyetlerine ilişkin değerlendirmesi" (https://www.reuters.com/world/middle-east/some-israeli-actions-syria-may-amount-war-crimes-un-probe-says-2026-09-08/)

Hiç yorum yok