Popüler Yayınlar

Altınlar Boyunda, Gerçekler Odunlukta!

Altınlar Boyunda, Gerçekler Odunlukta!
Memlekette pislik bitmiyor, hırsız bitmiyor, arsız bitmiyor, sapık bitmiyor. Biri gidiyor, öteki geliyor. Dürüst vatandaş bir ekmeğin hesabını yaparken bazıları servet gösterisini marifet sanıp milletin gözüne sokuyor.

Son örnek, sosyal medyada “Vanlı Kara Haydar” olarak tanınan Mehmet Fatih Tançalan etrafında yaşananlar…

Basına yansıyan haberlere göre düğünde sergilenen yüklü miktardaki altın ve paraların kaynağı incelemeye alındı. Tançalan, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçlamasıyla tutuklandı. Savunmasında altınların kuyumcudan emanet alındığını ve düğünden sonra geri verildiğini öne sürdü. Ancak son gelişmede, düğünde takıldığı belirtilen altınların bir evin odunluk bölümündeki valizde bulunduğu bildirildi. Eşi Çağla Öz Tançalan’ın da İstanbul Emniyet Müdürlüğüne teslim olduğu haberlere yansıdı.

Soruşturma devam ettiği için kesin hükmü elbette mahkeme verecek. Fakat ortada milletin sormaya hakkı olan çok basit bir soru var:

Madem altınlar iade edildi, odunluktaki valize nasıl girdi?

Demek ki bu ülkede artık yalnızca araba kiralanmıyor, ev kiralanmıyor; itibar da kiralanıyor, şaşa da kiralanıyor, zenginlik görüntüsü de kiralanıyor! Sosyal medya için aslan kesilenlerin hesap vakti gelince nasıl birer bahanenin arkasına saklandığını görüyoruz.

Kabadayılığı şovdan ibaret olan çakallar, adaletin karşısına çıkınca kedi gibi kafese girer!

Boynuna kilo kilo altın takınca adam olunmuyor. Etrafına kalabalık toplayınca itibar sahibi olunmuyor. Kameralara gösteriş yapınca güç sahibi hiç olunmuyor. İnsan dediğin parasının kaynağını açıklayabilmeli, sözünün arkasında durabilmeli ve yaşadığı hayatın hesabını verebilmelidir.

Bu millet sabahın karanlığında işe gidiyor. İşçi üç kuruş kazanmak için ömrünü tüketiyor. Esnaf vergi, kira ve borç arasında eziliyor. Emekli pazardan yarım kilo meyveyi hesaplayarak alıyor. Sonra birileri çıkıp altınları, dövizleri ve lüks hayatı milletin gözüne sokuyor.

Peki, bu değirmenin suyu nereden geliyor?

İşte devletin ve adaletin sorması gereken soru budur. Çünkü gösterişli hayat kişisel bir tercih olabilir; fakat gelirle açıklanamayan servet görüntüsü artık yalnızca magazinin konusu değildir.

Sosyal medya çağının en büyük hastalığı budur: İçerisi boş olanlar dışarıyı altınla kaplamaya çalışıyor. Karakterin yetişmediği yerde gösteriş yetişiyor. Alın terinin bulunmadığı yerde filtreler, sponsorlar ve şaşaalı görüntüler konuşuyor.

Ama unutulmasın:

Altın emanetse kuyumcuya döner; odunluğa değil.

Kimse kendisini milletin aklından daha büyük sanmasın. Kamera karşısında kurulan saltanat, gerçeklerin karşısında bir günde çöker. Dün boyunda sergilenenler bugün valizden çıkıyorsa artık gösterinin değil, hesabın vaktidir.

Masumiyet karinesi herkes için geçerlidir. Suçun varlığına ve sorumlularına bağımsız yargı karar verecektir. Ancak kamuoyuna yansıyan çelişkiler karşısında susmak da gazetecilik değildir.

Bu ülkenin ihtiyacı kiralık altınlarla kurulmuş sahte kahramanlıklar değil; alnının teriyle yaşayan namuslu insanlardır.

Aslanlık altın taşımakla değil, hesabını açıkça verebilmekle olur.

Yazar: Özgür Mutlu

Hiç yorum yok