Popüler Yayınlar

Türkiye’nin Sessiz Öfkesi | Özgür Mutlu

MEMLEKETTE İSYAN


Bu öfke bir günde doğmadı

Memlekette bir isyan var.

Sokakları ateşe veren bir isyandan söz etmiyorum. İnsanların içinde büyüyen, sofralarda konuşulan, pazarda hissedilen, maaş günü hesap makinesine dönüşen bir isyandan söz ediyorum.

Bu, geçinemeyenin isyanı.

Emeklinin isyanı.

Gençliğini borç içinde geçiren gencin isyanı.

Sabah dükkânını açıp akşam “Bugün de masrafı çıkaramadık” diyen esnafın isyanı.

Çocuğunun istediği bir şeyi alamadığı için başını başka tarafa çeviren babanın, markette etikete bakıp ürünü yerine bırakan annenin isyanı.

Ve kimse çıkıp bu insanlara “Sabredin” demesin artık.

Çünkü bu memleketin insanı yıllardır sabrediyor.

Maaş yetmedi, sabretti.

Kira yükseldi, sabretti.

Market fiyatları katlandı, sabretti.

Vergiler arttı, sabretti.

Borçlandı, sabretti.

Hayallerini erteledi, yine sabretti.

Peki nereye kadar?

Bir ülkede insanlar çalıştığı hâlde geçinemiyorsa orada yalnızca ekonomik problem yoktur.

Orada adalet duygusu yaralanmıştır.

Vatandaşa kemer sıkması söylenirken kamudaki israf tartışmaları bitmiyorsa insan sorar.

Bir emekli pazarda meyvenin tanesini hesaplarken lüks ve şatafat görüntüleri gözünün içine sokuluyorsa insan sorar.

Gençler ev, araba, yuva kurmayı bırakıp “Bu ülkeden nasıl giderim?” diye düşünüyorsa insan sorar.

Sormak suç değildir.

Eleştirmek düşmanlık değildir.

İtiraz etmek memlekete ihanet değildir.

Tam tersine, bu ülkeye gerçekten değer veren insan gördüğü yanlışa sessiz kalmamalıdır.

Çünkü devlet başka şeydir, iktidar başka şeydir.

Hükûmetler gelir, gider.

Memleket kalır.

Millet kalır.

Bugün en büyük yanlışlardan biri, iktidara yöneltilen her eleştirinin devlete yöneltilmiş gibi gösterilmesidir.

Hayır.

Bir vatandaş hayat pahalılığını eleştiriyorsa devletine düşman değildir.

Bir emekli maaşının yetmediğini söylüyorsa hain değildir.

Bir genç gelecek göremediğini anlatıyorsa nankör değildir.

Bir gazeteci soru soruyorsa susturulması gereken biri değildir.

Demokrasi, yalnızca seçim günü sandığa gitmek değildir.

Demokrasi, iktidarın eleştirilebilmesidir.

Gazetecinin soru sorabilmesidir.

Vatandaşın korkmadan konuşabilmesidir.

Ve en önemlisi, yönetenlerin halkın sesini duyabilmesidir.

Bugün sokakta başka, ekranlarda başka bir Türkiye anlatılıyorsa asıl tehlike burada başlar.

Ekranda ekonomi büyüyor denir.

Vatandaş mutfağındaki tencereye bakar.

Ekranda her şey yolunda denir.

Esnaf veresiye defterini açar.

Ekranda refah anlatılır.

Emekli cebindeki bozukluğu sayar.

Gerçek hayat propaganda cümleleriyle değişmez.

Çünkü vatandaşın hayatı istatistik tablosu değildir.

Kirası gerçektir.

Borcu gerçektir.

Açlığı gerçektir.

Kaygısı gerçektir.

Ve öfkesi de gerçektir.

Asıl mesele bu öfkeyi küçümsememektir.

İnsanların sesini bastırarak sorun ortadan kalkmaz.

Eleştireni susturarak ekonomi düzelmez.

Haberi kaldırarak yoksulluk bitmez.

Rakamlarla oynayarak mutfaktaki yangın sönmez.

Bir memlekette insanlar sürekli olarak “Benim derdimi kim duyacak?” diye sormaya başlamışsa orada siyasetin kendisini sorgulaması gerekir.

Çünkü halkın sabrı sonsuz değildir.

Ama buradaki çözüm kavga değildir.

Şiddet değildir.

Yakıp yıkmak hiç değildir.

Asıl isyan, sandıkta hesap sormaktır.

Asıl isyan, hukuka sahip çıkmaktır.

Asıl isyan, haksızlık karşısında susmamaktır.

Asıl isyan, korkmadan soru sormaktır.

Bir ülkede demokratik itiraz kanalları açık tutulursa öfke konuşarak çözülür.

Kapılar kapanırsa toplumun umudu da kapanır.

Bu nedenle iktidarın yapması gereken şey eleştiriden korkmak değil, eleştiriyi dinlemektir.

Çünkü memleketi yönetenlerin en büyük aynası muhalefettir.

O aynayı kırınca yüzünüz değişmez.

Sadece gerçeği göremezsiniz.

Türkiye'nin bugün ihtiyacı daha fazla kutuplaşma değil.

Daha fazla adalet.

Daha fazla şeffaflık.

Daha güçlü hukuk.

Daha hesap verebilir yönetim.

Ve vatandaşın alın terinin karşılığını alabildiği bir ekonomik düzen.

İnsanların öfkesiyle dalga geçmeyin.

Çünkü o öfke dün oluşmadı.

Yıllardır birikti.

Bir ekmekte birikti.

Bir faturada birikti.

Bir kirada birikti.

Bir işsiz gencin CV'sinde birikti.

Bir emeklinin pazar çantasında birikti.

Bir annenin çocuğuna “Bu ay olmaz” deyişinde birikti.

İşte memleketteki gerçek isyan budur.

Sessizdir belki.

Ama derindir.

Ve duyulmak istiyor.

Bu sesi bastırmak yerine anlamak gerekir.

Çünkü mesele bir partinin meselesi değil.

Mesele memleket meselesidir.

Özgür Mutlu

Hiç yorum yok